Dördüncü Ekümenik Konsil'in 2. kanonunda geçen "mansionarius" teriminin işlevi üzerine çeşitli yorumlar bulunmaktadır.
Büyük Gregory'ye göre (Dial., i. 5), onun zamanında mansionarius, kiliseyi aydınlatma görevi olan bir kilise görevlisi (sakristan) idi. Prisca'daki "ostiarium" terimi de aynı anlama işaret eder.
Tillemont (xv. 694), iki farklı Yunanca okuma arasında kesin bir karar vermemekle birlikte, kastedilen kişinin "kilisenin kendisine ait olan şeylerden sorumlu olduğunu, belki de günümüzdeki kilise hademeleri gibi" bir görevi olduğunu düşünür.
Fleury (xxviij. 29) bu terimi "concièrge" yani kapıcı olarak çevirir. Newman da, "paramonarion" okumasını esas alarak benzer bir görüş benimser (Fleury çevirisinin notunda, cilt iii., s. 392).
Ancak Henri Justel (i. 91), "paramonarius" kelimesini bir durak noktası anlamına gelen μονή (mansio) kelimesinden türetir. Bu durumda anlamı, kilisenin çiftliklerinden birinin yöneticisi (bir villicus) veya Joseph Bingham'ın ifade ettiği gibi "bir kahya" (iii. 3, 1) olur.
Beveridge, Justellus ile aynı fikirdedir, ancak μονή kelimesine "manastır" anlamı vermesiyle ayrılır. (Athanas., Apol. c. Arian, 67'deki μονή kullanımını karşılaştırın; Valesius burada "yolda bir istasyon" olarak anlarken, diğerleri "bir manastır" olarak anlar, bkz. St. Athanasius'un Tarihsel Yazıları, Giriş, s. xliv.).
Bingham da bu yorumu (yani manastırla ilişkilendirilmesini) tercih eder. Suicer ise, doğru okuma olarak ele aldığı "paramonarios" kelimesinin bunu gerektirdiğini düşünür. Ona göre "prosmonarios" kelimesi ise "kilise görevlisi (sakristan)" anlamına gelirdi.